Posts Tagged ‘Biber Hapı Meksika’

Resrevatrol ve Yaşlanma İlişkisi

Cumartesi, Aralık 25th, 2010

Resrevatrol’ün antiaging yani yaşlılığı geciktirici etkisi olup olmadığına gelirsek;  Çok yakın zamanda gerçekleştirilen araştırmalar sirtuin 2 adlı bir enzimi çok daha fazla üreten canlıların ve memeli hayvanların daha çok yaşadığı, daha geç ve sağlıklı yaşlandığını ortaya koyuyor.

Bu enzimi çok fazla üreten ve kullanan canlıların başında da Saccharomyces cerevisiae adlı ekmeğin yapılmasındaki etken maya geliyor. Bu maya diğer mayalara nazaran bu enzimi daha bol üretme ve kullanma yeteneğinde olduğundan daha uzun süre canlı kalabiliyor ve çevre şartların tahribatından da daha az etkilenebiliyor. Üzümde bu enzimin üretimini ve aktivitesini artıran iki önemli madde keşfedilmiştir. Bu nedenle üzüm, Biber Hapı Meksika ile beraber tüketilmesi gereken önemli meyvelerden biridir. Bunlardan bir tanesi resrevatrol ve bir diğeri de polifenoller. Ancak sirtuin 2 adlı bu enzimin aktivitesini en fazla artıran maddenin resrevatrol olduğu öne sürülüyor.

Yani mor veya kırmızı üzümü bol ve düzenli tüketerek resrevatrol almak ve bu resrevatrol ile sirtuin 2 adlı yaşlılığı geciktirici maddeyi daha etkili hale getirmeniz mümkün. Böylelikle daha geç ve sağlıklı yaşlanabilirsiniz. Üzümün bu mekanizma ile yaşlılığı geciktirmesi yanında yaşlılığı geciktiren bir diğer mekanizması da kuvvetli bir antioksidant kaynağı olmasıdır. Her şeyden önce resrevatrol adlı bu maddenin kendisi en kuvvetli antioksidant yani iltihaplanma baskılayıcı olarak bilinen C vitaminin 20 kat, gene önemli bir iltihaplanma baskılayıcı olan E vitaminininkinden ise 50 kat daha kuvvetli bir antioksidanttır. Bu özelliği bu antioksidantın Biber Hapı ile beraber kullanımının ne kadar önemli olduğuna dair etkiyi umarım zihninizde uyandırmıştır.

Yani hem C hem de E vitaminlerininkinden çok daha fazla şekilde üzümlerdeki resrevatrolle iltihaplanmayı baskılayabilirsiniz. İltihap yapıcı maddeler yani toksik radikallerin en önemli etkileri sadece damar çeperinde birikerek damar kireçlenmesi ve buna bağlı olarak da kalp ve beyin, böbrek yetmezliği şeklinde olmayabilir.

Ne İçtiğinize de Dikkat Edin!

Pazar, Aralık 19th, 2010

Bir fincan kahvedeki asitler kortizolünüzü on dört saate kadar yüksek seviyede tutar. Eğer bütün gün kafeinli içecekler yudumlarsanız, stres reaksiyonunuzu hiç durmadan açarsınız kısa dönemli enerjiniz tükenir, başka bir fincan daha alır, hormon döngüsünü tekrarlarsınız ve bir bağımlıya dönüşürsünüz. Böylece metabolizmanızı bir hayli yormuş olursunuz ki Biber Hapı Meksika kullanıyorsanız bünyenizi fazla yormak önerilmeyen bir durumdur. Kafein aşırı uyarmaları kötüye kullanır ve en sonunda böbreküstü bezlerinizin çökmesine neden olur; ayrıca vücudunuzdaki gerçek stresin uzun dönemli etkilerini de zorlar:

Beyninize oksijen akışı yavaşlar, bağışıklık sisteminiz baskılanır, aşırı kortizol iştahınızı arttırır ve yağların karnınızda yığılmasını teşvik eder, son olarak da devam eden insülin artışları insülin direnci oluşturmaya katkıda bulunur.

Üstüne tuz biber ekercesine, gün boyunca içtiğiniz kafein dinlenmeniz gerektiği zaman gece yeterince uyumanıza engel olabilir ve uykusuzluğun insülin direncine neden olduğunu biliyorsunuz. Kola ve kahvedeki fosforik asit, kalsiyumu absorbe etmenize müdahale eder. Bu kalsiyum eksikliği ve kafeinin kendisi kemiklerinize karşı acımasız olmasının yanı sıra, göğüs hassasiyeti, sinirlilik ve tedirginlikte artış da dâhil olmak üzere PMS semptomlarını daha da kötüleştirebilir. Ulusal Bilimler Akademisi kafeinli içeceklerin, günlük su alım miktarınızda sayılabileceğini iddia eden bir rapor yaymladı fakat bana sorarsanız bu düzmece bir şey. Kafein siz tam toksinleri atmaya çalışırken, değerli suyu vücudunuzdan alan bir idrar söktürücüdür. Susuz kaldığınızda, kan hacminiz kaslarınıza ulaşabilecek oksijen miktarını azaltarak ve oksijenin yağ yakmada daha az etkin olmasına neden olarak düşer. Burada bir fikir çatışması yok: Suyunuzu sudan alın.

Bu fırsatı yeşil çaya geçmek için kullanın. Yine kafein artışı yaşayacaksınız ancak yeşil çayın siz dinlenme halindeyken yağ oksidasyonunu ilerlettiği gösterilmiştir, ayrıca obeziteyi önlediğine ve insülin duyarlılığını iyileştirdiğine inanılıyor Yeşil çay aynı zamanda göğüs ve prostat kanseri riskini de azaltır. Fakat erkekler dikkat etsin: Yeşil çayın işe yaramasının bir nedeni de vücutta dolaşan cinsiyet hormonlarını azaltmasıdır. Yani östrojenin tehlikeli seviyelerini düşürmede etkili olurken, aynı zamanda testosteronu da düşürür yavaş gidin. Günde bir fincandan fazla içmeyin.

Kendinizi günde bir ila iki kafeinli içecekle sınırlayın ve içtiğiniz her kafeinli içeceğe karşılık fazladan bir bardak su için. Öğlene kadar ikisini de için. Kafeinin sisteminizden akşam vaktine kadar tamamen çıkmasını istiyorum.

Gün içinde hangi içeceği ne kadar tükettiğinize dikkat edin ve ne kadar sağlıklı olursa olsun hiç bir şeyin aşırısına kaçmayın. Bakın Yeşil çay da kırmızı meksika biberi gibi oldukça sağlıklı bir bitkidir ancak onun da fazla tüketilmesi bir takım sorunlara yol açabilmektedir. bu nedenle sağlığınız için yemek konusunda olduğu gibi içecek konusunda da kendinize dikkat edin.

Metabolik Fonksiyonlar Önemlidir

Pazar, Kasım 14th, 2010

Öteden beri her bir hormonun metabolik fonksiyon, açlık, vücut yağı ve yağsız kas dokusu dağılımı, enerji seviyesi ve genel sağlığın diğer yönlerinde oynadığı rolü göz önüne aldık. Her bir hormon en uygun seviyesinde olduğunda ne olduğunu ve yoldan çıktığında ne tarz bir zarar verdiğini ele aldık. Tüm bunları öğrendiğimizde, birçok metabolik rahatsızlığın ana nedenlerini de daha iyi kavrayacağız. Neyin neden olduğunu öğrendiğinizde, programın bunları düzeltmenize neden yardımcı olabileceğini de göreceksiniz. Her sağlıklı insan gibi Biber hapı Meksika kullanıcıları için de bu bilgilere sahip olmanın önemi büyüktür.

İlk olarak, ana oyuncular üstünde yoğunlaşalım:

  • İnsülin
  • Tiroit
  • Östrojen ve progesteron
  • Testosteron
  • DHEA ve kortizol
  • Adrenalin ve noradrenalin
  • Büyüme hormonu
  • Leptin ve girelin

Az karbonhidrat diyetleri modayken insülin hakkında çok şey duyduk. Bunlar iyi nedenlerden dolayıydı. İnsülin vücuttaki hemen her hücreyi etkilediği için, insülin problemleri bazı en tehlikeli sağlık sorunlarının ana nedenidir. Eğer insülin iniş ve çıkışlarınızı iyi kavrayabilirseniz, vücudunuzun hormon gücünü kazanmada epey yol kat etmiş olursunuz.

İnsülin Nereden Gelir: Pankreas. Midenizin arkasında yer alan pankreas vücudun yiyeceklere karşı verdiği tepki biçiminde kritik bir rol oynar.

İnsülin Metabolizmanızı Nasıl Etkiler: İnsülinin en önemli fonksiyonu kanınızdaki glikoz yoğunluğunu azaltmaktır. Yemek yedikten, özellikle işlenmiş karbonhidrat yedikten kısa bir süre sonra yemeğiniz basit şekerlere ayrıştırır ve kan dolaşımına karışır. Pankreas dakikalar içerisinde İm dizi insülin dalgası pompalar. İnsülin daha sonra bu şekerleri direkt olarak karaciğere götürür, şekerler orada kasların kullanması için glikojene dönüştürülürler. İnsülin ayrıca glikozun yağ asitlerine dönüşmesine yardımcı olur, onları yağ hücrelerine götürür, yağlar orada daha sonra kullanılmak için yakıt olarak depolanırlar. Bu faaliyetlerin her ikisi de kan şekerini düşürür ki bu çok önemlidir.

Yüksek seviyelerde kan glikozu insülin salgısını tetiklediği hâlde düşük seviyeler baskılar. İnsülini düşük seviyede tutmak diyetin ana hedeflerinden biridir-vücudunuzun yakıt için depolanmış yağdan kolayca yararlanmasını sağlar. (Egzersiz de kas hücrelerinizin insüline daha duyarlı ve yııkıt için glikozu kullanmada daha etkin olmasına katkıda bulunur.) İnsülin salgı mekanizmanız doğru şekilde çalıştığında, kilonuzu kontrol altında tutmaya yararlı olur. Ancak doğru çalışmıyorsa, dikkatli olun!

Yüksek seviyelerde kan glikozu insülin salgısını tetiklediği hâlde düşük seviyeler baskılar. İnsülini düşük seviyede tutmak diyetin ana hedeflerinden biridir vücudunuzun yakıt için depolanmış yağdan kolayca yararlanmasını sağlar. (Egzersiz de kas hücrelerinizin insüline daha duyarlı ve yııkıt için glikozu kullanmada daha etkin olmasına katkıda bulunur.) Biber hapı kapsülü kandaki insülin miktarını etkilemez ancak diyabet hastalarının biber hapı kullanmadan önce yine de bir doktora görünmesi tavsiye edilir. İnsülin salgı mekanizmanız doğru şekilde çalıştığında, kilonuzu kontrol altında tutmaya yararlı olur. Ancak doğru çalışmıyorsa, dikkatli olun!

Biber Hapı ile Suyun Faydaları

Cumartesi, Ekim 16th, 2010

Tamamen kalorisiz olmasının yanında suyun en güzel özelliği, ne kadar içerseniz için fazla içmiş sayılmayışmızdır. Tüm vücut fonksiyonları için gerektiği gibi, vücudunuzdan atılma işlemi bile sizin için iyidir; Biber Hapı Meksika ile de beraber bolca tüketilmelidir.  Toksinlerin atılmasını sağlayıp mineral depolanmasını önleli (Bana söylenene göre, eğer böbrek taşınız olmuşsa bir daha asla su içi meyi ihmal etmezsiniz.) Su aynı zamanda vücudumuzdaki elektrolit dengesini de sağlayarak kas kramplarından (tanıdık mı geliyor?) baş ağrılarına, güçsüzlük ve yorgunluğa kadar her şeye iyi gelir. Su, bedenimizi ve ruhumuzu yenileyen mükemmel bir sıvıdır. Su, cildinize, bir kutuya sığdırabileceğiniz bütün o yüksek teknoloji ürünü gençleştirici moleküllerden çok daha iyi gelecektir. Eğer bir gençlik pınarı varsa ondan akan şey saf H20 olmalı. Bu yüzden suyla barışın biber hapı kullanın.

Sağlıklı beslenerek ihtiyacınız olan suyun yaklaşık yüzde 40′ını yiyeceklerden alabilirsiniz, ama ancak çok çeşitli sebze ve meyve tüketerek. (Biftekten çok fazla su almanız mümkün değil.) Gerisi size kalmış. Çeşitli kaynak sularını deneyip hangisinin damak zevkinize uygun olduğunu belirleyin. Biber hapı kullanmayı da ihmal etmeyin. (The Playerda her sahnede farklı bir marka ısmarlayan Tim Robbins’i hatırlayın!) Musluk suyunu tercih ediyorsanız su arıtıcı veya filtre alın. (Hatırlarsanız Fransızlar musluk sularının içilir olmadığını düşünür, ayrıca en iyi barajlardan gelen suyun tadının bile düzeltilmeye ihtiyacı olabilir.) Son olarak, mümkün olduğunca, vücuttaki suyu tüketmeyen sıvıları tercih edin. Ben çorba, bitki çayları (mucizevi özelliklerine rağmen yeşil çaydan pek hoşlanmıyorum) hatta süt ve az miktarda sulandırılmış taze meyve sularını tercih ediyorum.

Fransa’da kahve genellikle kahvaltıda ve yemek sonrasında içilir. Bazı Amerikalılar gibi gün boyunca kahve içmeyiz; bu korkunç bir alışkanlık. İlk fincan kahveden önce su içmiyorsanız, kafein uyku sırasında boşalmış su rezervlerinizden biraz daha su çalacağından güne borçlu başlamış olursunuz. Fransızlar çaydan pek hazzetmez (bunun, yüzyıllardır İngilizlerle olan sorunlu ilişkilerimizle bir ilgisi olabilir). Fransa’da eskisinden daha fazla çay salonu (siyah çay) görsem de bence bunların asıl amacı daha fazla pasta yemek için bahane arayan turistleri çekmek! Evlerde ve restoranlarda daha çok ıhlamur gibi bitki çaylarını tercih ederiz. Yüzyıllardır akşam yemeği sonrasında veya yatmadan önce içilen ve gastronomik repertuarımızın bir parçası olan bu çaylar, çok az veya sıfır kafein içerdiklerinden neredeyse saf su kadar faydalıdır.

Ulaşamadığınız Tatmin Edici Çözüm

Çarşamba, Temmuz 14th, 2010

Bundan sonra sorun sona eriyor ve kişi (eğer kendini yeniden bağımlı hale getirmezse) kendini biber hapı sayesindeeskisinden daha iyi hissediyor. Eğer “dayanamaz” ve çekilme sürecini atlatamayacağınızı hissederseniz, bağımlı hale geldiğiniz yiyecekleri giderek azalan miktarlarda tüketerek sonunda tamamen bırakın (siz bu yiyeceklerin neler olduğunu bilirsiniz).

Şunu sevinçle söyleyebilirim; Çoğu insan bu diyeti yaparken enerjisinin arttığını hissediyor. Diyetin getirdiği değişikliklerin metabolizmaları üzerinde yarattığı tatmin edici etki, onları bu diyeti keyif ve hırsla sürdürmeye itiyor.

Evet, doğru, konuya evde yemek yemekten söz ederek girmeyi seçtim, çünkü bunun bir nedeni vardı. Kendi yaşam alanında buzdolabıyla yaşamayı seçen insan temel prototiptir. Yoldan çıkmaya hazır bu obur insan mutfak masasında oturmakta ve düşünmektedir: “Ne yesem acaba?”

Yanıt hep aynı. İzin verilen yiyeceklerden istediğin kadar ye. Eğer bütün hayatını yiyeceklere karşı büyük bir düşkünlük duyarak geçirmiş biriyseniz, açlığın vaktinizi ve düşüncelerinizi eskisi kadar işgal etmeyeceği gerçeği sizi mutlu edecektir. Evet, hâlâ iştahınız olabilir, hâlâ büyük bir mutluluk ve keyifle yemek yiyebilirsiniz; ama yemeğin sizin için bir sabit fikir olduğu günler artık geride kaldı. Sürekli aç olmamak, kendini sürekli yorgun hissetmemek ve asla ulaşamadığınız tatmin edici fiziksel çözümü aramak zorunda kalmamak ne büyük bir keyif değil mi? Bu olumsuzluklar karbonhidrat bağımlılarının belki de çoğunuzun yaşam biçimini oluşturur ve insanın kurtulduğu için mutluluk duyacağı, yorucu, rahatsız edici bir yaşamdır.

Kısa zamanda ve buna rağmen sağlıklı bir çerçevede kilo verebilmek için gereken tek şey biber hapı olsa da bazı insanlar halen bunun farkında olmadıkları için obezite sorunu halen büyümektedir.