Archive for the ‘Dört ölümcül diyet hatası’ Category

Reflüde Beslenme ve Biber Kapsülü

Perşembe, Temmuz 8th, 2010

Reflü, yemek borusunda görülen yanma, yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, yutma sırasında duyulan ağrı, yenilen yiyeceğin veya mide asit salgısının ağza geri gelmesi ya da yemek borusunda sürekli duyulan dolgunluk hissi gibi belirtileri olan bir hastalıktır. Tıp dilinde reflü özofajit veya peptik özafalit adı da verilir.

Bu tip durumlar, midede bulunan mide özsuyunun yükselmesine neden olabilir. Yemek yedikten kısa bir süre sonra da mide özsuyunun yemek borusuna geri gitmesiyle ortaya çıkar. Regürgitasyon = Geri atım.

Şişmanlığın reflü oluşumuyla bağlantısını şöyle açıklayabiliriz: Şişmanlıkta görülen karın içinde aşırı yağlanma, tıpkı hamilelikte olduğu gibi karın boşluğunda şiddetli basınca neden olur, bu durum da reflü oluşumuna yol açar. Ayrıca fazla kilolar yemek borusunun ritmik kassal hareket kabiliyetini azaltarak ve hatta bozarak reflü oluşumunu tetikler. Biber kapsülü kullanımı reflü oluşumunu da engelleyebilir.

Sigara içilmesi, yemek borusunun mideyle birleştiği bölümde kassal sıkma ve kapanma hareketi yaparak, kapakçık dediğimiz ağız bölgesinin kapanmasını sağlayan kasların, sıkma gücünü azaltır. Sigara aynı zamanda mide asit miktarını da artırdığından reflü oluşumu ve şikâyetlerinden artışı da beraberinde getirir. Alkol ise mide asidi üretimini artırarak hastalık semptomlarını tetikleyebilir. Meksika Biber kapsülü, siagara ve alkol kullanımından en az 6 saat önce alınmalıdır.

Reflü yalnızca yemek borusunu tahriş etmekle kalmaz, mide asidi kulak yolu olan östaki borusuna kadar gelebilir ve kulaklara zarar verebilir.

Ayrıca, boğaza kadar ulaşacak mide asitleri, bu bölgede bulunan ses tellerine zarar verebilir, bronşlara kaçabilir, akciğerlere ulaşarak tahribata neden olabilir. Bu nedenlerle reflü, tedavisi gerçekten ihmal edilmemesi gereken çok önemli bir hastalıktır. Unutmayın! Tükürük salgısının artması, reflünün en tipik belirtisidir.

Elma ve Meksika Biberi Doygunluk Hissi

Çarşamba, Haziran 30th, 2010

Elmada, 2001 Mayo Klinik incelemesinde prostat kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebildiği belirlenen flavonoid ve kuersetin vardır. Cornell Üniversitesi’nde yapılan diğer bir incelemede elma kabuğundaki fitokimyasalların kolon kanser hücrelerinin üremelerini yüzde kırk üç oranında azalttığı görülmüştür.Aynı zamanda elmanın en az Meksika Biberi kadar tok tutucu özelliği olduğunu vurgulamak gerekir.Acı Biber hapı’ nın elmadan farkı bölgesel yağ yakıcı olmasıdır.

Ulusal Kanser Enstitüsü elma gibi flavonoid içeren besinlerin akciğer kanseri riskini yüzde elliye varan oranlarda azaltabildiğini belirtmiştir.

Bekleyin, dahası da var! Kırmızı Biber Meksika hapı ile Elma, daha önceden bahsedilen kuersetin de dahil olmak üzere çeşitli fitokimyasallar, ayrıca katesin, filoridzin ve klorojenik asit içerir.

Pekâlâ, tüm bunlar sizce ne anlama geliyor? Kuvvetli, gerçekten kuvvetli bir antioksidan! Hem kardiyovasküler rahatsızlıkların hem de kanserin “oksidatif stres“le (hücreler ve DNA’ya oksidasyonla zarar verir) büyük oranda ilintili olduğu düşünülmektedir, dolayısıyla bu oksidasyonun yıkıcı etkileriyle savaşma becerisine sahip olmak herhangi bir besinin iyileştirici gücünün temel silahıdır.

Elma bu antioksidan açısından oldukça zengindir. Aslında elma Birleşik Devletler’de sıkça tüketilen meyveler arasında ve antioksidan faaliyet seviyesi yönünden de ikinci sıradadır ki sadece bataklık kızılcığı elmayı geçmiştir.

Elma aynı zamanda toplam fenolik bileşkeler yönünden ki bunlar büyük çoğunluğu flavonoid ailesine ait, biyokimyasal açıdan aktif maddeler sınıfıdır, ikinci sırayı kapmış durumdadır.

Kayısı Mucizesi ve Biber Kapsülü

Çarşamba, Haziran 23rd, 2010

Kayısı temelde düşük kalorili, lezzetli, küçük, güzel ve güneş tarafından renklendirilen bir besin deposudur. Bunda sevilmeyecek ne var ki?

İki orta boy kayısıda yaklaşık 1,5 gr. lif,  1.348 IU A vitamini, 766 IU beta karoten,  181 mg potasyum ve 13 mg sağlık açısından çeşitli faydalar sağlayan bir bitki kimyasalı olan fitasterol mevcuttur. Kayısıda aynı zamanda karotenoid ailesinin bir üyesi, güçlü bir antioksidan olan beta kriptokzantin bulunur ki bunun akciğer ve kolon kanseri riskini azalttığı düşünülmektedir. Kayısı aynı zaman Kırmızı biber kapsülü ile alındığında sindirim için çok yararlı bir yiyecek olacaktır.

Bazı araştırmalarda beta kriptokzantinin akciğer kanseri riskini yüzde otuzdan daha fazla, arterit riskini de yüzde kırk bir oranında azaltabildiği ispatlanmıştır. Beta kriptokzantinin emilimi için, diyetinizde biraz yağ bulunması şarttır çünkü tıpkı diğer karotenoidler gibi beta kriptokzantin de yağda çözünür.

Bu, kayısı ve bademlerin gerçekten sağlık açısından faydalı bir besin olduğuna dair oldukça güçlü bir iddia sayılır, sizce de öyle değil mi? Kayısı temelde 4.000 yıldan daha uzun bir süredir yetiştirildiği Çin’den gelmektedir. Bir efsaneye göre Batı’ya Büyük İskender tarafından getirilmiştir. Birleşik Devletler’deki kayısının çoğu Kaliforniya’da yetiştirilir ancak birçok türü de Ortadoğu’yla Yakındoğu’dan, özellikle Türkiye’den gelir. Alışveriş yaptığım “organik besin” dükkânlarından birinin, özellikle “vatanından” ithal edilen besleyici taze kayısılarıyla gurur duyan bir Türk aileye ait olduğunu çok net hatırlıyorum.

Kurutulmuş ya da Buğulanmış Kayısılara Ne Demeli?

Kurutulmuş kayısı en sevilen “sağlıklı besin“dir ve hazırlanan karışımlarda sık sık bulunur. Aşırı derecede konsantre olduğundan şeker açısından biraz zengindir, kalorisi de yüksektir (118 cc kurutulmuş kayısıda 157 kalori varken, iki küçük kayısıda bu miktar 34′e düşer) ve içerdiği beta kriptokzantin seviyesinde de garip bir şekilde düşüş görülür. Ama yine de iyi bir beta karoten ve A vitamini kaynağıdır.

Meksika Biber Kapsülü Araştırmaları

Salı, Haziran 15th, 2010

Obesity Research’te de yayımlanan yakın tarihli bir araştırmada, diyetteki protein içeriğinin kemik/mineral yoğunluğunu etkileyip etkilemediğini belirlemek için düşük proteinli diyet yüksek proteinli diyet kıyaslanmıştır ki gerçekten de etkilemiştir. Düşük protein alan gruptaki kişiler çok daha fazla kemik kaybı yaşamışlardır. Bu kişilere daha sonra diyet yapmadan verilen normal yeme düzeylerinde tutularak Meksika Biber hapı verilmiştir.

Fabrika çiftçiliğinde toksinler, antibiyotikler, steroidler, böcek ilaçları ve büyüme hormonları kullanıldığından, size istediğiniz kadar organik olmayan et ve kümes hayvanı yiyebileceğinizi üzülerek söylüyorum. Bunun yanı sıra Kırmızı Biber kapsülü yapımında kullanılan yüksek teknoloji ile daha sağlıklı ve netice veren bir beslenme sürecine girip, aktif zayıflamanın tadını çıkarabilirsiniz.

Ama gelin kendimizi kandırmayalım, protein sağlıklı bir beslenmenin hayati bir parçasıdır. Tabii ki proteini elimizden geldiğince sağlıklı kaynaklardan edinmeyi denemeliyiz ki bence bunlara fast foodlar dahil değil.

Her ne kadar vejetaryen bir diyetle sağlıklı kalmak mümkün olsa da bu, sizin tahmin edebileceğinizden çok daha fazla planlama gerektirir. Ayrıca çoğu kişi, belki hepsi değil ama çoğu birtakım hayvansal ürünler alarak kendini daha rahat hissetmektedir. Bu, insanın var olduğu dönemden bu yana böyledir ve sindirim “yakıt tanklarımız” önemli bir genetik değişime maruz kalmadığı sürece durumun böyle devam edeceğini tahmin ediyorum.

Halk arasında anlatılan bir efsane: Herkes Şükran Yemeği’nin ardından yorulup uykuya dalmamızın sebebinin hindideki bir amino grup asit olan triptofan olduğunu düşünür.

Hayır! 115 gr. hindi aslında yarım gramdan daha az triptofan içerir. Şükran Yemeği’nin ardından uykumuz gelir çünkü inanılmaz derecede çok yemişizdir. Kanımızın tümü yapılacak bir yığın işin olduğu yiyecekleri hazmettiğimiz bölgeye inmek için beynimizi terk ettiğinde, sersemleriz.

Tv Sizi Şişmanlatabilir

Cuma, Mayıs 28th, 2010

Tv ŞişmanlatırBunu açıklamama izin verin. TV izlerken egzersiz yapmadığınızı ya da hareket etmediğinizi bu yüzden de kilo alma olasılığınızın daha yüksek olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Aslında TV izleyerek yalnızca hiçbir şey yapmadan oturduğunuzdan daha çok kilo alma olasılığınız olduğunu söylüyorum. Tamamen konudan saptığımı düşünerek sayfayı kapamadan önce, lütfen beni biraz dinleyin.

‘Televizyonun metabolizmanın hızı üzerindeki etkileri: çocuklukta görülen obeziteye olası etkileri‘ başlıklı bir çalışma çocukların ve gençlerin TV izlerlerken, hiçbir şey yapmadıkları zamanlara göre metabolizma hızlarının ‘önemli ölçüde azaldığını’ göstermiştir.

Bu da şu anlama geliyor: ‘kutudaki devinime’ hipnotize olmuş gibi gözlerinizi dikmeniz metabolizmanızı yavaşlatıyor! Çalışmaya katılan çocuklar ve gençler bu günlerde, hiçbir şey yapmadan oturdukları günlere oranla ortalama 211 kilo kalori daha az yakmışlardır. Raporu hazırlayanlar şöyle noktaladılar:

‘Televizyon izlemenin metabolizma hızına önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir ve obeziteyle televizyon izleme miktarı arasındaki bağlantı bu olabilir! Meksika Biber hapı kullanarak rahat bir şekilde tv izleyebilirsiniz. Diğer tüm meşakatli işleri Acı biber kapsülü hapı etkisi ile kendi halledecektir.

Ve TV izlerken ne yaparız? Evet – yeriz. Yalnızca yemekle de kalmayız, T V izlerken her zamankinden daha çok yeme eğiliminde oluruz. Remotely Controlled (Uzaktan Yönetilenler) isimli mükemmel kitabın yazarı olan Dr. Aric Sigman’a göre, televizyon izlemek fiziksel olarak aç olmasalar bile çocukların ve yetişkinlerin daha çok yemesine neden olmaktadır.

Bu, ‘Televizyon İzlemek Günlük Yemeklerimize Neredeyse Bir Öğün Daha Eklemektedir’ başlıklı çalışmayla ortaya koyulmuştur. Yani daha çok yiyecek tükettiğimiz zamanlarda metabolizmamız daha yavaş çalışmaktadır. Diğer bir çalışma da TV izlemek yerine sakin bir müzik eşliğinde yemek yiyen insanların, yerken TV izleyen insanlara göre çok daha yavaş ve az yemek yediğini göstermiştir.

Kısa zamanda ve buna rağmen sağlıklı bir çerçevede kilo verebilmek için gereken tek şey biber hapı olsa da bazı insanlar halen bunun farkında olmadıkları için obezite sorunu halen büyümektedir.